Turkcell Süper Lig'in namağlup lideri Fenerbahçe, dokuzuncu galibiyet için gittiği Gaziantep deplasmanından hüsranla döndü. 1-0 öne geçen Fenerbahçe, Gaziantep'in 84. ve uzatma dakikalarında attığı gollere engel olamayınca ilk yenilgisini aldı.
Yazın fazla mesaiye kaldığı, yani Anteplilerin son sahralarını yaşadığı bir pazar ikindisinde başladı Gaziantepspor-Fenerbahçe maçı. Hafta sonunun tadını futbolla çıkarmak isteyenlerin kafasında muhtemelen tek bir şey vardı: Bu ligin güzel futbol vaat eden eşleşmelerinden birinin ismine layık bir lezzet sunması. Beklediklerini buldular mı? Hem de nasıl.
Sakat Güiza’yı saymazsak, sarı kart sınırındakilerden bir tek Alex’i ilk onbirin dışında tutmuştu Daum. 'Büyük Aleksandır'ın bu takımda paha biçilmez ve ikame edilemez olduğunu gösterircesine. Bununla da kalmamıştı Alman Hoca. Sahada Kazım, Topuz ve Semih dışında kütüğünde hücumcu yazan kimse de yoktu. Muhtemelen şunu hesaplıyordu: Gaziantep’te yenilmemek ve büyük derbiye kazasız çıkmak. Ama olmadı. Futbol matematiğe yine sığmadı ve Fenerbahçe’nin süngüsü bu sezon ilk defa düştü.
Tempolu ama pozisyonsuz başladı karşılaşma. İki takım da oynatmamaktan ziyade oynama iradesini öne çıkarıyordu ama kontrol kalemi hep devredeydi. İlk 20 dakika oyun Fenerbahçe kipinde geçti. 16’daki kornerde Topuz topu daha iyi dürtse bu hakimiyetin ürünü bir gol olacaktı. Buna üzülmek yerine 18’de Julio Cesar’gillerden Souza’nın plasesinin girmemesine daha çok sevindiler. Çünkü tam da oyunun kurgusunu oturtmuşken gol yememek, gol atamamaktan daha önemliydi. Fakat bu pozisyon sayesinde Gaziantep oyuna ortaklaşır gibi oldu. Ama Fenerbahçe oyun dengeye oturmasına izin vermeden, art arda darbeler indirmeye başladı. Önce 24’te yine Topuz’ın volesi vardı kayda geçilmesi şart olan. Ardından 25’de Vederson’un ortasına Semih kafasını dokundurup vuslatı sağladı: 0-1. Ne de olsa Alex’in yokluğunda hem kaptanlık hem de liderlik ona düşüyordu ve biliyoruz ki Semih’in esbabı mucibesi ihtiyaç anında camı kırdığınızda sizi hiç hayal kırıklığına uğratmaması. Golün ardından nihayet evsahibi de sahne almaya başladı. Özellikle 35. dakikaya girilirken, aralarında forvet Julio Cesar’ın kritik kafasının da bulunduğu seri kornerlerden iyi hasat alamadı Antepliler. Devre biterken oyunun ateşi Semih’le, Emre’yle birkaç kıvılcım aldı ama harlanmadı. Belli ki yeni devre yeni planlarla oynanacaktı.
İkinci perde beklediğimizden çok daha kontrollü bir oyunla açıldı. Fenerbahçe ikinciyi bir an önce bulup rahatlamak yerine temkinli olmayı tercih etmiş, Gaziantep ise dümeni ele geçirmiş olmasına rağmen istediği verimi alamamanın sıkıntısıyla ahengini bulmaya çalışıyordu. 70 dönülene dek bu çıkmaz aşılamadı. Bu hal ve gidişten tabii ki konuk ekip şikayetçi değildi. Son bölüme girerken nihayet Gaziantepspor’un hamle iradesi olgunlaştı. 74’te bir anlık gafleti değerlendirip ceza sahasına sızan Olcan’ın nefis kafası üst direğin direncine takılmasa bir anda umduklarını bulacaklardı. Olmadı. Son 15’te ritim sazlar hepten canlandı. Bu temaşanın sonucu 84’te ligimizin şut erbabı Julio Cesar Souza’nın klas plasesiyle geldi: 1-1. Telafi edilmesi çok güç bir goldü bu. Nitekim az zamanda çok iş yapayım derken Fenerbahçe tek ayak üzerinde yakalandı. 90 artı 4’te Julio Cesar, Brütüs misali vurdu topa ve Sarı-Lacivertlilerin serisini de fiyakasını da bozdu: 2-1.